Parayı Veren Düdüğü Çalar mı?

Saygıdeğer takipçilerimi, reklamcılığa ve grafik tasarıma gönül vermiş değerli genç kardeşlerimi ve konuya ilgi duyan herkesi öncelikle her zaman olduğu gibi saygı ve sevgi ile selamlıyorum.

Bu içeriği grafik tasarım bölümünden yeni mezun olmuş, şu anda İstanbul’da büyük bir network ajansta (reklam ajansında) Junior Art Direktör pozisyonunda çalışan Tuluhan (soyadı bende saklı) kardeşimin maili üzerine yazmaya karar verdim.

Kıymetli kardeşimiz bana özetle şunları yazmış:

“Merhabalar, ben Tuluhan B. Özel bir üniversitenin grafik tasarım bölümünden 2 yıl önce mezun oldum.
Yaklaşık 1 yıldır büyük bir reklam ajansında Junior Art Direktör olarak çalışmaktayım.

Yardımcılığını yaptığım Senior Art Direktörüm ise mesleğe yıllarını vermiş, büyük markalarla çalışmış, ses getiren reklam kampanyalarının reklam görsellerini hazırlamış son derece değerli bir ağabeyim.

Yanında, yaklaşık olarak 1 yılda öğrendiğim şeyi, bizim okuduğumuz okullar ne yazık ki dört yılda zor öğretiyorlar.

Kendisine her konuda müteşekkirim.
Ancak, uzun zamandır bir konu dikkatimi fazlasıyla çekiyor ki o da şu:

Az önce de bahsettiğim gibi, bu art direktör ağabeyimin mesleki konuda deyim yerindeyse kendisini aşmış birisi olduğundan söz etmiştim.

Çizimleri, renkleri kullanışı, verdiği gölgeler, kısacası grafik tasarım sanatıyla ilgili aklınıza gelebilecek her konuda üst seviye…

Fakat, yukarıda da söz ettiğim üzere bir şey uzun süredir dikkatimi çekiyor.
Kendisinin yaptığı harikulade tasarımlar bazı müşterilerin isteği üzerine deyim yerindeyse mahvediliyor.

Kendisi bir tasarım yaparken, bazen soruyorum, örneğin şu rengi niçin şurada kullandın, diyorum.

Mesleğine olan sevgisinden ve saygısından başlıyor anlatmaya:
Şu renk şurada şunun için kullanıldı.
Konu ile ilgisi filanca yerden kaynaklanmaktadır.

Onunla en uyumlu renk de şudur, dolayısıyla o da hemen yanında kullanıldı.

Ya da falanca font, ana temayla şu sebepten ötürü ilgili, dolayısıyla o font ya da türevlerini kullanmak gerekir.

Özetle bana, neyi, neden, nerede, nasıl ve kaç kere kullandığını bir bir anlatıyor.

Söylediği tüm şeyler gerek teorik gerekse pratik açıdan neredeyse tartışmasız şeyler.

Ancak, söz konusu tasarım müşteriye onaya gittikten sonra bambaşka bir süreç başlıyor.

Uzmanlık ve bilgi alanı olmamasına rağmen müşteri, saçma diyebileceğim isteklerle geri dönüyor.

İlk etapta onaya gönderilen tasarımı, bambaşka bir hale sokuyor.

Ve buna bağlı olarak ilk etapta, süper denilebilecek bir tasarım, yine deyim yerindeyse müşteri tarafından içler acısı bir hale sokuluyor.

Özetle sizden şu konuyla ilgili doyurucu bir yanıt bekliyorum: Parayı müşteri veriyor diye, onun ilgi, bilgi ve uzmanlık alanı olmamasına karşın, tuhaf istekler de olsa, hep onun istekleri mi olacak?
Parayı veren düdüğü çalar sözü burada da geçerli midir?

Müsait bir zamanınızda yanıt verebilirseniz çok memnun olurum.”

Tuluhan kardeşimiz, sağ olsun çok daha uzun ve detaylı bir mail göndermiş, Selder Gülyüz olarak bizzat şahsımdan, özellikle yayımladığım içeriklerden ve blog yazılarımdan övgüyle söz etmiş.

Öncelikle kendisine iltifat dolu sözleri teşekkür ederim, değerli genç kardeşlerimiz için, sektörün daha da gelişmesi ve hak ettiği saygınlığı kazanması için elimden geleni yapmaya çalışıyorum, hepsi bu…

Ancak, değerli Tuluhan kardeşime en çok da; şahsıma ve içeriklerime övgülerinden ziyade, sormuş olduğu soru için teşekkür ediyorum.

Zira, reklamcılık ve grafik tasarım sektörünün adeta kanayan yarasına parmak basmış bu soruyla…

Bu anlamda, yalnızca kendisine mail olarak yanıt vermek yerine, bu konuda bir makale yayımlayarak herkesin faydalanmasını istedim.

Parayı Veren Düdüğü Çalar ama…

Ticarette ve ticari faaliyetlerde parayı verenin düdüğü çalması kadar doğal bir şey yoktur.

Örneğin bir insan, bir şarküteriye girdiğinde, hangi ürünü alacağına, neyi tüketeceğine tamamen kendi karar verebilir.

Reyonda duran görevliye, “dana jambondan 400 gram verir misiniz?” dediğinde, görevlinin ona “yok, ben size dana jambon vermeyeyim, siz piliç jambonu daha çok seversiniz, ondan vereyim.” deme gibi bir lüksü ve absürtlüğü olamaz.

Zira, bu iş, aslında bir zevk işi ve damak tadı işidir.
Göreceli bir iştir.

Bir insan neyi yiyeceğine, eğer sağlığı ile ilgili bir problemi yok ise, kendisi karar verir.

Ara başlıkta, “parayı veren düdüğü çalar ama” demiştim.

İşte oradaki “ama” aslında burada oldukça fazla anlam içeriyor.
Zira, grafik tasarım, tıpkı tıp gibi, tıpkı mühendislik gibi özel eğitim ve uzmanlık gerektiren bir alandır.
Dolayısıyla, işte o yukarıdaki “ama” burada, parayı verenin düdüğü çalmasının doğru olmayacağı anlamını taşımaktadır.
Zira, siz bir doktora “o ilacı yazma, bunu yaz” diyemezsiniz.

Müşteri ve grafik tasarımcı ya da müşteri ve reklam ajansındaki arasındaki ilişkilerde parayı veren düdüğü çalar mı? İşin doğrusu nedir?

Ya da bir inşaat mühendisine, sırf göze daha hoş görünür diye, en ufak bir depremde veya sarsıntıda yıkılacak biçimde bir bina yaptıramazsınız.

Dolayısıyla bir grafik tasarımcıya da sadece göze öyle hoş geliyor diye, olmaması gereken renkleri kullanmasını istememelisiniz.

Grafik tasarımcının yaptığı iş, aldığı eğitim, kültürü ve bilgisi doğrultusunda, hedef kitle ile görsel iletişim kurmaktır.
Her kullanımın bir anlamı vardır ve oluşturduğu her görsel aslında bir amaca hizmet etmektedir.

Renklerin uyumu ve tipografi gibi grafik tasarım sanatının önemli yapı taşlarını, bilgili, tecrübeli ve yetenekli bir art direktör bilebilir.

Müşteri ve grafik tasarımcı ya da müşteri ve reklam ajansındaki arasındaki ilişkilerde parayı veren düdüğü çalar mı? İşin doğrusu nedir?

Özetle böylesine uzmanlık, eğitim ve bilgi gerektiren bir alanda, parayı verenin düdüğü çalması, şeklen doğruymuş gibiyse de aslında son derece yanlış bir olaydır.
Zira, burada parayı verenin düdüğü çalması, işin seyrini ve niteliğini bozar.

Konu ile bağlantılı daha önce detaylı bir içerik daha yayımlamıştım. Tasarımcının İşine Karışmayın başlıklı içerik bu noktada size daha farklı bir bakış açısı sağlayabilir.

Parayı Veren Düdüğü Çalsa Ne Olur?

Grafik tasarımda, reklamcılık alanında parayı veren düdüğü çalarsa, ortaya felaket ötesi işler çıkabilir.

Renk, tipografi, perspektif ve birçok alanda aslında pek de bilgisi olmayan müşteriler, bir art direktör tarafından özenle ve olması gerektiği gibi oluşturulan görsel bir tasarımı, tüm kimliğinden çıkarabilir, çalışmanın tüm görselliğini bozabilir.

Minimalist tasarım ya da kurumsal bir çalışma, ancak ve ancak işinde uzman bir grafik tasarımcı ya da art direktör tarafından oluşturulabilir.

Müşteri ve grafik tasarımcı ya da müşteri ve reklam ajansındaki arasındaki ilişkilerde parayı veren düdüğü çalar mı? İşin doğrusu nedir?

Yapılan işte verilmek istenilen mesaja taban tabana zıt bir görsellik oluşabilir.

Özet olarak, reklamcılıkta ve / veya grafik tasarımda, parayı verenin düdüğü çalması son derece sıkıntılı bir durumdur.

Her şeyden önce, işin doğru yapılabilmesi adına en azından bu alanla sınırlı olmak kaydıyla, parayı veren düdüğü çalmamalıdır.

Dayatma ve Müdahaleye Maruz Kalındığında Ne Yapılmalı?

Peki ama, bir reklam veren ya da müşteri tarafından bu anlamda baskıya maruz kalan bir reklam ajansı veya grafik tasarımcı ne yapmalıdır?
Nasıl bir duruş sergilemelidir?

Burada yapılması gereken çok önemli ve stratejik bir şey vardır ki o da şudur:
Böylesine bir diretmeyle karşı karşıya kalan bir grafik tasarımcı ya da reklam ajansı, müşterisine kendi uzmanlık alanının sınırları içerisinde bulunan grafik tasarım sanatıyla ilgili detaylı açıklamalarda bulunmalıdır. Karşı taraf, bilgi, birikim ve uzmanlıkla ikna edilebilmelidir.

Yani, hangi rengi, hangi fontu, hangi sembolü ve hangi görseli niçin kullandığını müşterisine detaylı bir biçimde tek tek anlatmalıdır.

Müşteri ve grafik tasarımcı ya da müşteri ve reklam ajansındaki arasındaki ilişkilerde parayı veren düdüğü çalar mı? İşin doğrusu nedir?

Bununla amaçladığı yegane şey, işin daha doğru ve düzgün ortaya çıkmasını sağlamak olmalıdır.

Burada kesinlikle bir egodan ya da ego tatmininden söz etmiyorum.

Yalnızca tasarımın doğruluğu, naifliği, hoşluğu ve minimalist olmasından söz ediyorum.

Diğer taraftan reklam verenler veya müşteriler, eğer gerçekten işinin ehli bir grafik tasarımcı ya da reklam ajansı ile çalıştıklarını düşünüyorlarsa işin selameti açısından özellikle tasarım süreçlerine kesinlikle müdahil olmamalıdırlar.

Bu anlamda işin en doğrusu her iki tarafın da kendi uzmanlık alanlarını iyi tanımlaması ve bu sınırları iyi bilmesidir.

Sonuç

Bu içerikte değerli genç meslektaşım Tuluhan’ın mailine yanıt vermeye çalıştım.

Parayı verenin burada düdüğü çalmasının doğru olmayacağından, işin ehline teslim edilmesinin öneminden ve teslim edildikten sonra da müdahil olunmaması gerektiğinden söz etmeye çalıştım.

Konu ile ilgili yorum ve görüşlerinizi yorumlar kısmına yazabilirsiniz. Görür görmez de onaylayacağımdan emin olabilirsiniz.

Kendinize iyi bakın, hoşça kalın… / Selder GÜLYÜZ

Reklamcılık İçerikleri

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here